318183_10150298039043211_141247888210_7647171_2433312_n

NEYSE’DEN YENİ VİDEO KLİP “KIRIK”

  NEYSE’DEN YENİ VİDEO KLİP ”KIRIK” Babajim Records etiketiyle 2011’in ekim ayında yayımlanan... 

2

Kral Müzik Ödülleri 18. kez sahiplerini buldu

// // // ]]> 18 yıldır Türkiye’nin lider müzik yayın grubu Kral tarafından düzenlenen ve müzik dünyasının... 

emre aydın

EMRE AYDIN : ” Neşeli biriyim ama nasıl neşeli şarkı yapılır hiçbir fikrim yok. “

EMRE AYDIN : ” Günlük hayatımda neşeli biriyim ama nasıl neşeli şarkı yapılır hiçbir fikrim yok. “ Emre... 

img1-c0e62a11-3081-4b11-9ad0-15d290daca36

Amerika Fiyatına Mac’leri Kaçırma!

23 Nisan’a özel fiyatlandırılan MacBook Pro ve MacBook Air modellerindeki kampanya bitmeden harekete geçin çünkü... 

begumsalihoglu

Tesadüfe Değil Tasarım Aşkına Bağlı Bir Başarı Öyküsü: Begüm Salihoğlu

Tesadüfe Değil Tasarım Aşkına Bağlı Bir Başarı Öyküsü: Begüm Salihoğlu Yazı: Buğra Levent Türk tasarımı... 

Gökçe Pehlivanoğlu: “Fotoğraf benim için başlarda bir oyundu”

Kategori : FOTOĞRAF, RÖPORTAJ - - Tarih : 19 December 2011

Nasıl başladı fotoğrafçılık, nereden geliyor bu aşk?

Sinemanın fotoğraftan gelmesi gibi, benim için fotoğraf aşkı da sinemaya olan aşkımdan geliyor. Dolayısıyla dünya tarihinde fotoğraf sinemadan önce gelirken, benim kişisel tarihimde sinema fotoğraftan daha önce geliyor. Fotoğraf benim için başlarda bir oyundu. Sonrasında fotoğraflarıma bakanların bunu benden daha ciddiye aldıklarını gördüm. Daha fazlasını istemeye başladılar. Daha fazlasını istemenin karşılığının ne olduğunu ilk öğrendiğim yıllar, Deviantart sitesindeki ilk 10-15 Türk fotoğrafçıdan biri olduğum yıllardı. Üniversitede okumaya devam ettiğim bu süre içerisinde, derslerin yanında zamanımın yetebileceği ve keyifle yapabileceğim bir iş alanıydı fotoğraf. Dergiler için fotoğraf çekmeye başladığımda ilk profesyonel işlerimi yapmış oldum.

İlk fotoğraf makinanı ne zaman,  nasıl aldın? Var mı bir hikayesi?

Ben doğduğumda oradaydı sanırım. Ailemin ‘karanlık oda’ dediği fakat fotoğrafçılıkta kullanılan ‘karanlık oda’ terimi ile alakası olmayan, ismini sadece odanın karanlık ve ufak olmasından alan odada, bir Nikon analog fotoğraf makinesi ve çeşitli ekipmanları duruyordu. Fotoğraf makinası ile bu şekilde tanıştım. Daha sonra ilk profesyonel makinamı üniversite yıllarımda, 2003’te aldım. Canon Eos 300D o zamanın efsane makinasıydı. Fotoğrafçı arkadaşlar arasında ben 300D ile, o da benimle özdeşleşmişti sanki. Ev işleri ile ilgilenerek , ev işlerinde anneme yardım ederek aldım. Sponsorum kendisiydi çünkü.

Fotoğraf sanatçısı olmanın yanında birde kısa film ve yönetmenliği var. Nasıl oluyor da hepsine yetişip, bu denli başarılı ilerliyor ?

Aslında ben yetişemiyorum. Onlar bana yetişiyor. Fotoğraf hepsinin yanında bir şekilde devam edebiliyor fakat asıl zaman anlan film çekmek. Hazırlığından çekimine ve kurgusuna kadar her aşamasında tamamen sadece o proje ile ilgilenmek gerekiyor.

Şu ana kadar  beş tane kısa film var. Yakın zamanlarda devamı gelecek mi ?

Yukarıda saydığım zamansal nedenlerden ötürü 2009’dan beri kısa film çekemedim. Fakat 2012’nin ilk yarısında bir kısa film çekeceğim.

Sevdiğin, yakından takip ettiğin bir fotoğraf sanatçısı var mı?

Halen yaşıyor olsalardı Man Ray, Mark Riboud ve Diane Arbus, halen yaşaylardan Jerry Uelsmann ve şu anda daha ismini hatırlayamadığım birileri.

Bir de blog yazarlığı var ki insanı alıp götürüyor adeta fotoğrafların dili. Tüm bu fotoğraflar,  bu deneyimler bir gün kitaplaşır mı? Raflarda da görür müyüz?

Oldum olası paylaşmayı seviyorum. Gerçi bu durum bazen başa bela açabiliyor. Artık bunu öğrendim, en azından özel hayatıma dair fotoğrafları gizlilik politikası çerçevesinde paylaşıyorum. Gene dikkatli olmak adına da yazdığım metinler sembolik bir anlatımda ve olabildiğince kısa. Edebiyattan anlamam ama eskiden sürekli olarak yazardım, şimdilerde bundan uzaklaştığımı hissettim ve blog açtım. Blog beni bir şeyler karalamaya itiyor, bu da güzel bir şey. Gezmeyi seven biri olarak gezdiğim yerlerle ilgili fotoğraf ve kendine has metinlerin yer aldığı bir yayınım olsun isterdim tabii ki.

 

Bir çok ismin fotoğrafını  çekmiş biri  olarak bu kez kimin senin fotoğrafını çekmesini isterdin?

Lee Miller’ı kıskandığımdan olabilir, gene yaşasaydı Man Ray’in çekmesini isterdim.

Herkes fotoğrafçı olabilir mi? Yani yetenek mi, teknik mi daha önemli?

 Herkes fotoğrafçı olabilir, kimi çok başarılı olur, kimi kalabalıkta kaybolur, kimi bir anda parlar bir anda unutulur, ama kimse bir daha Henri Cartier Bresson olamaz. Bence kendi dilini bulmak en önemlisidir.


Gökçe Pehlivanoğlu Fotoğraf Atölyesi  adı altında eğitim veriyorsun bir de. Eğitim olmak isteyenler  nereden , nasıl ulaşabilirler?

Şu anda işleyişle ilgili değişiklikler yapmak hedefindeyim, daha çok profesyonel alanlarla ilgili eğitim vermek istiyorum. İletişime geçmek adına mail atabilirler. gokcep@gmail.com

 Son olarak fotoğrafa yeni başlayan, amatör ruhlu genç arkadaşlarımız için önerilirin neler olur?

Daha önce klasikleşmiş fotoğrafçılar neler yapmış bir bakmak, ben daha fazla ne yapabilirim diye kafa yormak… Dünyaya olan bakışımızı genişletmek ve detayları da görebilmek adına gerektiğinde daraltmak, bolca bakmak ve görmek, gördükçe bolca fotoğraflamak.

Merve KARA

Yorumlar (1)
  • 21 December 2011 tarihinde TREND Türkiye Röportaj
    tarafından

    [...] sinemadan önce gelirken, benim kişisel tarihimde… Röportajın devamını okumak için: http://www.trendturkiye.net/2011/12/gokce-pehlivanoglu-fotograf-benim-icin-baslarda-bir-oyundu/ Share [...]

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad :
    E-mail :
    Yorum :

    TREND Türkiye E Dergi (8. Sayı)

    TREND Türkiye E Dergi (8. Sayı)
    http://www.trendyol.com

    Switch to our mobile site